top of page

Manifestolar

Herkese Açık·5 üye

sürdür-ebilememek

büyüme toplumu, tüketimi alışkanlık haline getirmiş toplumlar, kapitalizmin sonucudur. fakat bunun geri plana atmak insanlara daha kolay gelir. hatta belki de yaptıkları bazı kalkınma, eko kalkınma, eko-büyüme projeleriyle '' yalancı sürdürülebilirlik'' etkisi yaratırlar. bunlar aslında insanın vicdanını rahatlatır, gelecek için çok da bir gelişim sağlamaz. üzerine çok düşünülmezse, etkisinin çok da fark edilemeyeceği mutlu hamlelerdir.


atık üretiminin sınırsızlığı, aşırılığın sınırsızlığı, üretimin ve sömürünün sınırsızlığı, moderniteyle gelenden, oluşandan, süslenenden gelir; ölçüsüzdür. pazarlar, insanlarda bulunan doğal akışa yakınlık sağlar. haftada bir veya birkaç gün pazarcılar (üretir) oraya gelir, bir gece öncesinde kurar ki bu da habercidir, ertesi gün de insanları söylemeden çağırırlar. herkes (alır) o gün pazar olduğunu bilir, eksiklerini almak için o gün içinde o bölgeye gelirler. doğal, müdahale edilmeyen, akışı devam eden bir döngü oluşur insanlar arasında. alıcı diğer haftaki pazara kadar yetecek kadar alır, tüketiminin hesabını yapar, üretici o gün bitecek şekilde üretir ve getirir, iki taraf da ziyandan kaçınır. peki, bu sürdürülebilir değildir de nedir? Canlıların yaşamında %100 verim durumu gerçekleşemez, kayıplar vardır, canlılar bunu bu akışta dengeler. pazarcıların mal getirirken kullandığı araçlar, o gün oluşan trafik karbon ayak izini artırır. Fakat bu, herkesin şüphesiz sıkça uğradığı zincir marketlerin devamlı, kesintisiz, artan, ölçüsüz araçlarının düzeyinde olamaz. zincir marketler aracılık yapar ve kendilerinin kazanması gerektiği payı da üstüne koyarak satarlar. herhangi bir durumda kazançsız çıkma ihtimalleri yoktur. oradan ürün aldığımızda ''hayalet zammı'' ile alırız. aslında alıcı ve pazarcı arasındaki samimi alışverişe soğukluk girer, üstüne üstlük buna ekstra para öderiz.


arka bahçesinde yetiştirdiği ürünleri getiren pazarcı pazardan satıp aracısız fiyatla, doğrudan satabilir veya aracı firmaya vererek. Ki yine kamyonetiyle oraya getirecek ve yine karbon ayak izini etkileyecek. Herkes pazara gelmeyi bırakırsa, o alan boş kalacak. Bu bilinir ki pazar yerleri genelde ulaşması kolay, dikkat çekici, şehrin yoğun olduğu yerlere yakın yerlerdir. Bu yerleri fark eden rant severler buraya göz dikmeye başlayacaktır. Çünkü orasının sahibi pazarcılarken bunu yapamazlar, bu güçlü bağı kıramazlar, sahipleri gidene kadar.


bunun örneklerini şehirlerde rastlarız. Terminal Kadıköy açılmıştır. boşluklarından geçerken bile sadece tüketim toplumunu canlandırdığı, aşırı renklerin ve ışığın hakim olduğu, kimsenin aslında hiçbir şey anlamadığı ama bunu par harcayarak içini rahatlattığı bir yer olmuştur. Orası hem tren istasyonunun durağı hem de diğer metro istasyonlarının birleşim noktasıdır. Hiç bitmeyecek bir insan geçişi, akışı vardır. istasyondan inen insanları ilk karşılayan mekanın renkli, abartılı plastik mekanlar olması ''ölü bir cazibe'' yaratıyor insan üstünde. o alanda bulunmak için para vermeden bulunamıyorsunuz, çünkü o mağazalara hizmet etmiyorsunuz. bir mekan nasıl sizden hizmet etmenizi isteyebilir. Örneğini görüyoruz.


[‘’rayların altında kurduğumuz yepyeni dünyadan merhaba! Burası alışveriş merkezi ya da yalnızca bir food hall değil; şehrin müziğini, sanatını, sokak kültürünü ve keşfetme heyecanını bir araya getiren bir buluşma noktası.’’]

ree
ree
ree
ree
ree

16 görüntülenme

MANAV

©2024

bottom of page